Martin Miller, Ben Granfelt, Cenk Erdoğan ve farklı kuşaklardan gitaristler, Müze Gazhane’de aynı festivalde buluştu. 3. Uluslararası İstanbul Gitar Günleri, konserlerin yanı sıra atölyeleri ve müzik teknolojilerine ayrılan programıyla gitarın dünyasını sahnenin ötesine taşıdı.

İstanbul’da müziği yalnızca dinlemek değil, nasıl üretildiğini de keşfetmek isteyenler için eylül ayının dikkat çekici buluşmalarından biri Müze Gazhane’de gerçekleşti.

3. Uluslararası İstanbul Gitar Günleri, 4–6 Eylül 2026 tarihlerinde farklı ülkelerden müzisyenleri, genç yetenekleri, gitar üreticilerini ve müzik meraklılarını bir araya getirdi.

Üç gün süren festivalde cazdan rock’a, blues'dan deneysel müziğe uzanan performanslar yer aldı. Ancak etkinliği alışıldık bir konser serisinden ayıran yalnızca sahneye çıkan isimler değildi. Atölyeler, ekipman söyleşileri ve enstrüman üreticilerinin katılımıyla gitar, müziğin yanı sıra tasarımın ve teknolojinin de konusu oldu.

01Martin Miller ve Ben Granfelt İstanbul sahnesinde

Festivalin uluslararası konukları arasında Alman gitarist Martin Miller ve Finlandiyalı müzisyen Ben Granfelt öne çıktı.

İlk gün sahneye çıkan Cenk Erdoğan Trio, kendine özgü gitar yaklaşımını dinleyicilerle buluştururken gecenin devamında Martin Miller Session Band yer aldı.

Rock ile caz arasındaki sınırları zorlayan Miller, teknik becerisini melodik anlatımla birleştiren gitaristlerden biri. Özellikle farklı müzik türlerini yeniden yorumladığı performansları ve gitar eğitimine yönelik çalışmalarıyla tanınıyor.

Festivalin ikinci gününde ise farklı kuşaklardan yerli müzisyenler sahnedeydi. Genç Gitaristler Korosu, Erman Baykan ve Samet Kılıç, Gür Akad Band, Ceyhun Güneş ve Serdar Öztop, gitarın birbirinden farklı ifade biçimlerini aynı programda buluşturdu.

Kapanış günü Mert Ulu Trio, Doruk Liman Trio, Cem Çatık Experiment ve Serhan Yasdıman'ın ardından sahne Ben Granfelt Band'e ayrıldı.

Blues ve rock geleneğinden beslenen Granfelt'in müziğinde güçlü gitar tonları kadar melodi ve doğaçlama da önemli bir yer tutuyor.

Festivalin üç günlük programı, gitarın tek bir müzik türüne ait olmadığını bir kez daha hatırlattı.

02Gitarın sesi nasıl oluşuyor? Atölyelerde bu sorunun peşine düşüldü

İstanbul Gitar Günleri’nin en ilgi çekici taraflarından biri, konserlerin yanında müziğin üretim süreçlerine de yer vermesiydi.

Martin Miller, 4 Eylül’de; Ben Granfelt ise 6 Eylül’de düzenlenen atölyelerde gitar çalma tekniklerini ve müzikal yaklaşımlarını katılımcılarla paylaşmak üzere programda yer aldı.

Festivalin ikinci günündeki “Pedal Dünyası” buluşması ise gitar meraklılarının yakından tanıdığı başka bir konuya odaklandı: Sesin nasıl şekillendiği.

Eyüp İblağ’ın sunumuyla, Cenk Erdoğan ve Cem Köksal’ın katıldığı programda gitar efektleri, ekipmanlar ve ses teknolojileri ele alındı.

Çünkü bir gitaristin duyduğumuz tonu, yalnızca kullandığı enstrüman belirlemiyor. Manyetiklerden efekt pedallarına, amfilerden çalma tekniğine kadar pek çok unsur, müzisyenin kendine özgü sesini oluşturuyor.

Bu açıdan atölyeler, sahnede duyduğumuz müziğin arkasında nasıl bir çalışma ve deneme süreci bulunduğunu anlamak için de önemliydi.

03Yerli gitar üreticileri de festivalin parçasıydı

Müze Gazhane’de yalnızca müzisyenler değil, gitar ve ekipman üreten markalar da yer aldı.

Shark Guitars, Zeghra Effects Pedals, KNC Pickups, Mothership Guitars, Studio Picks ve Pax Guitars gibi üreticiler, festival programındaki stantlar aracılığıyla müzik teknolojileri dünyasını ziyaretçilerle buluşturdu.

Bu bölüm, bir müzik festivalinde pek de alışık olmadığımız başka bir karşılaşmaya alan açtı: Bir yanda gitarıyla kendi sesini arayan müzisyenler, diğer yanda o sesi mümkün kılan enstrümanları ve ekipmanları geliştiren üreticiler.

Gitarın dünyasında el işçiliği, elektronik tasarım ve teknolojik yenilikler birbirinden bağımsız değil. Bir enstrümanın gövdesinden manyetiklerine kadar yapılan tercihler, müziğin karakterini doğrudan etkileyebiliyor.

İstanbul Gitar Günleri’nin üreticilere de alan açması, bu ilişkinin görünür olmasını sağladı.

04Müze Gazhane, festival için neden doğru bir adres?

Festivalin gerçekleştiği Müze Gazhane, İstanbul’un endüstriyel geçmişini kültür-sanatla buluşturan en dikkat çekici mekânlarından biri.

Bir zamanlar şehrin enerji altyapısının parçası olan yapı, bugün konserlere, sergilere, atölyelere ve farklı kültürel etkinliklere ev sahipliği yapıyor.

Gitar üretimi, ses teknolojileri ve müzikal yaratıcılık üzerine kurulu bir festivalin burada gerçekleşmesi de mekânın hikâyesiyle örtüşüyor.

Üretim için inşa edilmiş tarihî bir alanın, yıllar sonra yeni üretim biçimlerinin konuşulduğu bir buluşma noktasına dönüşmesi, İstanbul’un kültürel dönüşümüne dair güzel bir örnek.

05İstanbul Gitar Günleri’nden geriye ne kaldı?

Üçüncü yılını geride bırakan Uluslararası İstanbul Gitar Günleri, gitar etrafında yalnızca konserlerden oluşan bir program hazırlamak zorunda olmadığımızı gösteren bir etkinlik oldu.

Sahnedeki deneyimli müzisyenlerle genç gitaristlerin, ekipman üreticileriyle dinleyicilerin aynı ortamda buluşması, festivalin en değerli yönlerinden biriydi.

Müzik festivallerinde çoğu zaman kimlerin sahne aldığına odaklanıyoruz. Oysa bazen bir konser kadar önemli olan, o konserden önce yapılan atölye, bir müzisyenle kurulan sohbet ya da daha önce hiç denemediğimiz bir enstrümanla tanışmak olabiliyor.

İstanbul Gitar Günleri’nin asıl gücü de gitarı yalnızca dinlenen değil; öğrenilen, üretilen ve paylaşılan bir kültür olarak ele almasında yatıyor.

HİKÂYE BİTTİ.
Merak devam.
hipinup
hipinup

Hayatın içinden, kültürün peşinden.

Tüm yazıları