Soyut resmin önemli isimlerinden Frank Bowling, İstanbul’daki ilk sergisinde Francis Bacon ve Victor Willing ile buluşuyor. Pera Müzesi’nde açılan “Yaratım ve Yıkım”, renklerin, hafızanın ve resmin değişen dünyasını keşfetmeye davet ediyor.
Bir resim yalnızca renklerden ve biçimlerden mi oluşur? Yoksa içinde doğduğumuz coğrafyayı, geride bıraktığımız yerleri ve yıllar boyunca biriktirdiğimiz hatıraları da taşıyabilir mi?
Pera Müzesi, sonbahar sanat sezonunun dikkat çekici sergilerinden birinde bu soruların izini sürüyor. 29 Eylül’de açılan “Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım, Francis Bacon ve Victor Willing Müdahalesiyle”, sanatçının altmış yılı aşan üretimini iki önemli ressamın yapıtlarıyla buluşturuyor.
Alistair Hicks küratörlüğünde hazırlanan sergi, Frank Bowling’in eserlerini Türkiye’de ilk kez sanatseverlerle buluştururken soyut ve figüratif resim arasındaki sınırları da yeniden düşünmeye çağırıyor.
01Frank Bowling: Renklerin içinde saklanan coğrafyalar
1934 yılında Guyana’da doğan Frank Bowling, genç yaşta İngiltere’ye taşındı. Sanat yaşamını Londra ve New York arasında sürdüren ressam, zamanla soyut resmin kendine özgü dillerinden birini geliştirdi.
Bowling’in resimlerinde renkler yalnızca estetik bir tercih değil. Yaşadığı coğrafyalar, çocukluk anıları, göç deneyimi ve kişisel geçmişi, kimi zaman haritalar kimi zaman da yoğun boya katmanları aracılığıyla yüzeye taşınıyor.
Sanatçının 1967–1971 yılları arasında geliştirdiği ünlü Harita (Map) serisi, bunun en belirgin örneklerinden. Kıtaların tanıdık şekilleri renk alanlarının içinde belirip kaybolurken coğrafya, sabit sınırları olan bir yer olmaktan çıkıp belleğin parçasına dönüşüyor.
Sergide bu seriden eserlerin yanı sıra Bowling’in farklı dönemlerine ait çalışmaları ve ilk kez izleyici karşısına çıkan yapıtları da bulunuyor.
Özellikle “Annemin Evine Yeniden Bakış” (2026), sanatçının geçmişiyle kurduğu ilişkinin bugün de sürdüğünü gösteriyor. Guyana’da çocukluğunun geçtiği eve yeniden dönen Bowling, kişisel hafızasını resmin merkezine yerleştiriyor.
Bu eserlerin karşısında dururken bir manzarayı tanımak ya da bir hikâyeyi çözmek zorunda değilsiniz. Bazen yalnızca rengin nasıl aktığına, katmanların nasıl biriktiğine ve boyanın yüzeyde bıraktığı izlere bakmak yeterli.

02Francis Bacon ve Victor Willing neden bu sergide?
Serginin en ilginç taraflarından biri, Frank Bowling’in eserlerinin Francis Bacon ve Victor Willing’in resimleriyle yan yana gelmesi.
İlk bakışta birbirinden oldukça farklı görünen üç sanatçının ortak noktası, resmin geleneksel sınırlarını zorlamaları.
Francis Bacon, insan bedenini ve yüzünü alışılmış biçimlerinden uzaklaştırarak yoğun duygularla yüklü görüntülere dönüştürüyor. Onun resimlerindeki gerilim, Bowling’in renk ve malzemeyle kurduğu daha soyut dünyanın karşısında güçlü bir farklılık yaratıyor.
Victor Willing ise özellikle son dönem eserlerinde figüratif anlatımı daha serbest ve dışavurumcu bir resim diliyle birleştiriyor.
Üç sanatçının ilişkisi yalnızca eserlerinin aynı sergide buluşmasından ibaret değil. Bowling ve Willing, 1950’lerin sonunda Royal College of Art’ta tanışmıştı. Willing’in Bacon ile yakın dostluğu, Bowling’in de Bacon’la kurduğu kısa ancak etkili ilişki, bu sanatsal karşılaşmanın geçmişini oluşturuyor.
Küratör Alistair Hicks, Bacon ve Willing’in eserlerini sergide birer “müdahale” olarak konumlandırıyor. Bu yapıtlar Bowling’in sanatını anlamak için farklı bakış açıları sunuyor.
Bacon’ın Lisa’nın Portresi (1956) ve Nü Etüt Çalışması (1952–1953) ile Willing’in Baş VI (1985) adlı eserleri, sergide dikkat çeken çalışmalar arasında.
03Bir resmi tamamlayan şey bazen rastlantıdır
“Yaratım ve Yıkım” sergisinin merkezindeki düşünce, bir resmin nasıl ortaya çıktığıyla ilgili.
Bowling’in üst üste dökülen boya katmanları, Bacon’ın tekrar tekrar müdahale ettiği yüzeyler ve Willing’in düzen ile belirsizlik arasında gidip gelen kompozisyonları, resim yapmanın her zaman planlandığı gibi ilerlemediğini hatırlatıyor.
Bazen bir renk başka bir rengin üzerini kapatıyor. Bazen tesadüfen oluşan bir iz, kompozisyonun yönünü değiştiriyor. Bazen de yeni bir şey yaratmak için önce var olanı bozmak gerekiyor.
Serginin adı tam da bu ilişkiye gönderme yapıyor: Yaratmak ve yıkmak, birbirinin karşıtı olmak zorunda değil.
Bu bakımdan Pera Müzesi’ndeki sergi, yalnızca sanat tarihinde önemli bir yere sahip ressamların eserlerini görmek için değil, resim yapma sürecine farklı bir gözle yaklaşmak için de ilgi çekici.
04Pera Müzesi’nde bu sergiyi neden görmeli?
Frank Bowling’in resimleri, bir hikâyeyi başından sonuna anlatan eserlerden değil. Onlara bakarken ayrıntıları keşfetmek, renkler arasında dolaşmak ve bazen hiçbir şey anlamlandırmaya çalışmadan yalnızca görüntünün içinde kalmak mümkün.
Bacon ve Willing’in eserleriyle kurulan karşılaşma da bu deneyimi zenginleştiriyor. Bir ressamın figürle anlattığı şeyi, diğerinin yalnızca renk ve dokuyla nasıl ifade edebildiğini görmek, serginin en dikkat çekici taraflarından.
İstanbul’un sonbahar sanat rotasına eklenen “Yaratım ve Yıkım”, soyut resme zaten ilgi duyanlar kadar bu dünyayla yeni tanışanlar için de keşfedilmeye değer.
05Frank Bowling sergisi ne zamana kadar açık?
Sergi: Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım, Francis Bacon ve Victor Willing Müdahalesiyle
Mekân: Pera Müzesi, Meşrutiyet Caddesi No: 65, Tepebaşı, Beyoğlu / İstanbul
Tarihler: 29 Eylül 2026 – 31 Ocak 2027
Küratör: Alistair Hicks
Ziyaret saatleri: Salı–Cumartesi 10.00–19.00, Cuma 10.00–22.00, Pazar 12.00–18.00. Pazartesi günleri kapalı.
Ücretsiz ziyaret: Cuma günleri 18.00–22.00 arasında tüm ziyaretçilere, çarşamba günleri ise öğrencilere ücretsiz.
Sergiyle ilgili ayrıntılara ve güncel ziyaret bilgilerine Pera Müzesi’nin resmî internet sitesinden ulaşabilirsiniz.
Merak devam.



