Türk tasarımcılar Murat Aytulum ve Gökhan Yavaş, Moskova Moda Haftası’nda koleksiyonlarını uluslararası moda dünyasıyla buluşturdu. Doğu’nun kültürel mirasından Güney Kore’nin sisli dağlarına uzanan iki farklı yaratıcı hikâye, Moskova podyumunda dikkat çekti.
26 Eylül–1 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleşen Moskova Moda Haftası, dünyanın farklı ülkelerinden tasarımcıları bir araya getirdi. Etkinliğin Türkiye’den katılımcıları Murat Aytulum ve Gökhan Yavaş, 28 Eylül’de düzenlenen özel defile programında yeni sezon koleksiyonlarını tanıttı.
Antalya Moda Haftası ile Moskova Moda Haftası arasındaki iş birliği kapsamında gerçekleşen gösterimler, Türk moda tasarımının geleneksel referansları çağdaş bir estetikle nasıl buluşturduğunu ortaya koydu.
01Murat Aytulum’dan kültürler arasında bir “Selam”
İstanbul merkezli markasını 2010 yılında kuran Murat Aytulum, Moskova’da 2027 İlkbahar-Yaz koleksiyonu Selamı sundu.
Koleksiyon, adını insanlar arasındaki iletişimin en yalın ifadelerinden birinden alıyor. Dijitalleşen dünyada yüz yüze kurulan bağların önemine dikkat çeken Aytulum, farklı kültürler arasında bir karşılaşma fikrini tasarımlarına taşıyor.

Erkek giyiminden ilham alan keskin terzilik çizgileri, güçlü omuzlar ve heykelsi formlar, koleksiyonun belirleyici unsurları arasında. Tasarımcının imza malzemelerinden deri, siyah, gri ve nötr tonlarla birleşerek güçlü bir görsel bütünlük yaratıyor.
Doğu kültürlerinden gelen motifler ve geleneksel duvak formları ise modern silüetlerle yeniden yorumlanıyor. Maskülen ve feminen kodlar arasındaki karşıtlık, koleksiyonun temel tasarım yaklaşımını oluşturuyor.
Aytulum'a göre Moskova, Türkiye dışındaki yeni kitlelere ulaşmak isteyen tasarımcılar için farklı fırsatlar barındırıyor. Özellikle Doğu kültürlerinden beslenen çağdaş markaların, şehrin kültürel ve coğrafi konumundan yararlanabileceğini düşünüyor.
02Gökhan Yavaş’ın “Armored Silence” koleksiyonunda sessizlik ve güç
Gökhan Yavaş, Moskova podyumuna 2026–2027 Sonbahar-Kış koleksiyonu Armored Silence (Zırhlı Sessizlik) ile çıktı.
Koleksiyonun ilham kaynakları oldukça geniş: Güney Kore'deki Naejangsan Dağı'nın sisli yamaçları, 1980'lerin İstanbul ve Seul kent kültürü, Anadolu motifleri ve geleneksel zanaatkârlık.
Yavaş, bu farklı dünyaları bedenin korunma ihtiyacı ile kendini ifade etme arzusu etrafında birleştiriyor.
Mimari kesimler, katmanlı kumaşlar ve güçlü silüetler bedeni bir zırh gibi sararken koleksiyon ilerledikçe daha yumuşak ve akışkan formlar ortaya çıkıyor. Yün ve yapılandırılmış yüzeylerin yerini kadife, transparan dantel ve hareketli dokular alıyor.
Boncuk işlemeleri ve geleneksel Çin iğne nakışı gibi teknikler, tasarımlara zanaatkârlık boyutu katıyor. Koleksiyonun bazı parçalarında önceki sezonlardan kalan kumaşların kullanılması ise markanın atık azaltmaya yönelik yaklaşımını yansıtıyor.

Yavaş, Türk modasının yalnızca geleneksel motiflerle tanımlanması gerektiği düşüncesine karşı çıkıyor. Tasarımcıya göre kültürel miras, çağdaş ve özgün bir tasarım dili oluşturmak için kullanılabilecek zengin bir kaynak.
03Antalya’dan Moskova’ya uzanan moda iş birliği
İki tasarımcının Moskova Moda Haftası’na katılımı, Antalya Moda Haftası ile Moskova Moda Haftası arasında geliştirilen karşılıklı tasarımcı değişim programının bir parçası.
2016 yılında Antalya Moda Haftası’nı kuran Eda Meltem Yılmaz, iki ülkedeki yaratıcı endüstriler arasında sürdürülebilir ilişkiler kurulmasının önemine dikkat çekiyor.
Program kapsamında Rus tasarımcılar Antalya’da koleksiyonlarını sunarken Türk tasarımcılar da Moskova’da uluslararası moda profesyonelleriyle buluşma fırsatı yakalıyor.
Murat Aytulum ve Gökhan Yavaş’ın aynı platformda sunduğu iki farklı koleksiyon, bu iş birliğinin somut örneklerinden biri oldu.
Bir yanda kültürel karşılaşmalardan beslenen güçlü terzilik, diğer yanda doğa ve kent hafızasından doğan deneysel silüetler. Moskova podyumundaki iki farklı tasarım dili, Türk modasının uluslararası sahnede yalnızca geleneksel referanslarla değil, çağdaş yorumlarıyla da yer bulabileceğini gösterdi.
Merak devam.



