Bir zamanlar insanlar birbirleriyle flört ediyor, arkadaşlık ediyor, görüşüyorlardı. Sonra bir gün biri biriyle “çıkmaya” başladı. Peki “Benimle çıkar mısın?” hayatımıza ne zaman girdi?

Tarihin ilk çıkma teklifini kimin yaptığını bilmiyoruz.

Muhtemelen bilmemiz de mümkün değil.

İnsanlığın bir noktasında biri bir başkasına biraz daha uzun bakmış, ertesi gün yine aynı yerde buluşmayı önermiş, belki eve kadar yürümüş, belki kabilesinden biraz uzağa çağırmıştı. Fakat olay yerinde ne bir dilbilimci vardı ne de “ilk romantik teklif” başlığıyla tutanak tutan biri.

Yine de daha küçük ve belki daha eğlenceli bir sorunun peşine düşebiliriz:

Türkçede insanlar ne zaman birbirleriyle “çıkmaya” başladı?

Çünkü düşündüğünüzde tuhaf bir fiil bu.

Nereye çıkıyoruz?

Sokağa mı?

Yemeğe mı?

Bir yere çıkmak için önce bir yerin içinde olmamız gerekmez mi?

Üstelik teklif kabul edildiğinde de mesele çözülmüyor.

“Biz çıkıyoruz.”

Nereye?

Hiçbir yere. Birbirimizle.

01Bir zamanlar kimse kimseyle “çıkmıyordu”

Bugün son derece doğal gelen bu kullanım aslında o kadar eski değil.

Eski gazete ve dergilerde gençler birbirlerine daha çok “arkadaşlık teklif ediyor.” Birinden hoşlanıyorsanız onunla arkadaşlık etmek istiyorsunuz. Biraz daha yetişkin bir dünyada bunun adı “flört etmek”. İş ciddiye binerse zaten başka bir teklif devreye giriyor: evlenme teklifi.

Ama 1970’lerde bir şey değişiyor.

“Çıkmak” fiili, gençlerin dilinde yavaş yavaş yeni bir anlam edinmeye başlıyor.

Orhan Pamuk, 1971-72 yıllarındaki ilk aşkını anlattığı İstanbul: Hatıralar ve Şehir’de bir genç kızla “çıkmak”tan söz ederken küçük ama çok değerli bir parantez açıyor: Kelimenin bu anlamıyla Türkçede o sıralarda yeni kullanılmaya başladığını hatırlıyor.

Bu elbette “ilk kullanan kişi şuydu” dememize yetmez. Ama iyi bir işaret.

1977’ye geldiğimizde Attilâ İlhan artık bir şiirinde rahatlıkla “senden başka bir kızla çıkmadım” diyebiliyor.

Yani yetmişlerin Türkiye’sinde insanlar bir noktada yalnızca evden, okuldan veya işten değil, birbirleriyle çıkmaya da başlamışlar.

02Sonra soru geliyor

Bir fiil dile girdikten sonra onun ritüelinin oluşması uzun sürmüyor.

24 Aralık 1987 tarihli Limon dergisinde bir karikatür karakteri karşısındakine şöyle soruyor:

“Benimle çıkar mısın?”

Bugün son derece sıradan görünen dört kelime.

Ama aslında küçük bir kültür tarihi belgesi.

Çünkü bu cümle yalnızca “senden hoşlanıyorum” demiyor. “Evlenelim” hiç demiyor. “Seni seviyorum” bile demiyor.

Arada yeni bir alan tarif ediyor:

Birbirimizi seviyor olabiliriz.
Bir süre görüşebiliriz.
Bakalım ne olacak.

Belki de “çıkmak” fiilinin gençlik diline bu kadar iyi oturmasının nedeni tam olarak buydu.

Çünkü çıkmak, varılacak yeri söylemeyen bir hareket fiili.

Evlenmekte sonuç bellidir.

Nişanlanmakta sonuç bellidir.

Ama çıkmak?

Çıkarsın.

Sonrasına bakarsın.

03“Çıkma teklifi” doğuyor

Bir sonraki aşamada Türkçe çok sevdiği şeyi yapıyor ve bu yeni davranışa bir isim veriyor.

Zaten elimizde “evlenme teklifi”, “arkadaşlık teklifi” gibi yapılar var.

Bunların yanına bir tane daha ekleniyor:

Çıkma teklifi.

1992 tarihli Hey dergisinde yayımlanan bir gençlik hikâyesindeki kahramanın bütün derdi tam olarak bu. Hoşlandığı Tim’den “bir çıkma teklifi koparmak” istiyor. Bir falcıya gidip “Tüm istediğim onun bana çıkma teklif etmesi” diye anlatıyor.

Cep telefonu yok.

Instagram yok.

Seen atmak yok.

Story izleyip mesaj atmamak yok.

Ama problem tanıdık:

Acaba benden hoşlanıyor mu?

Teknoloji değişmiş. İnsan pek değişmemiş.

04Ama “çıkmak” nereden çıktı?

Muhtemel şüphelilerden biri İngilizce.

İngilizcede go out with someone bugün de biriyle romantik ilişki yaşamak anlamına geliyor. Fransızcada da şaşırtıcı derecede benzer bir ifade var: sortir avec quelqu’un.

Yani kelimenin Batı dillerinden Türkçeye taşınmış bir anlam kalıbı olması oldukça mümkün.

Ama elimizde bir çevirmenin bir gün masaya oturup “go out with = çıkmak olsun” dediğini gösteren sihirli bir belge yok.

Dil genellikle zaten böyle çalışmıyor.

Birisi söylüyor.

Bir başkası duyuyor.

Bir filmde geçiyor.

Bir okul koridorunda tekrarlanıyor.

Bir dergide basılıyor.

Sonra bir sabah herkes o kelimeyi sanki yüz yıldır kullanıyormuş gibi konuşmaya başlıyor.

1988 tarihli Türkçe Sözlük’te “çıkmak”ın karşılıklarından biri artık doğrudan “flört etmek.”

Operasyon tamamlanmış.

Kelime dile yerleşmiş.

05Çıkma teklifinin altın çağı

Sonrası doksanlar.

Ve burada “çıkma teklifi” yalnızca bir ifade değil, neredeyse başlı başına bir ergenlik kurumu haline geliyor.

Teklif doğrudan yapılabilir.

Arkadaştan haber gönderilebilir.

Kağıda yazılabilir.

Telefonla söylenebilir.

Okulun bahçesinde teneffüs beklenebilir.

Hatta bütün sınıf sizden önce öğrenebilir.

Teklifin iki olası sonucu vardır.

“Evet.”

Ve insanlık tarihinin hiçbir döneminde bu kadar kısa bir kelime bu kadar büyük bir zafer gibi hissedilmemiştir.

Ya da:

“Seni arkadaş olarak görüyorum.”

Ki bu da insanlık tarihinin en eski cümlelerinden biriymiş gibi hissettirse de muhtemelen değildir.

06Sonra çıkma teklifi ortadan kayboldu

İşin en güzel tarafı belki de burada.

Bugün iki insanın sevgili olması için eskisi kadar net bir “çıkma teklifi” anına ihtiyaç yok.

Instagram’dan konuşmaya başlanıyor.

Bir kahve içiliyor.

Bir kahve daha.

Arkadaş grubuyla buluşuluyor.

Bir gece saat 01.47’de gereğinden uzun mesajlaşılıyor.

Sonra bir noktada taraflardan biri kaçınılmaz soruyu soruyor:

“Biz şimdi neyiz?”

Yani ritüel tamamen yok olmadı.

Sadece teklif ilişkinin başından sonrasına taşındı.

Eskiden önce:

“Benimle çıkar mısın?”

diye soruyorduk.

Şimdi önce çıkıyoruz.

Sonra bunun ne olduğunu soruyoruz.

Belki de son elli yılda aşk hayatımızdaki en büyük değişiklik tam olarak bu.

07Peki tarihin ilk çıkma teklifi?

Hâlâ bilmiyoruz.

Belki 1972’de İstanbul’da bir lise çıkışında söylendi.

Belki çok daha önce başka kelimelerle aynı şey soruldu.

Belki de hiç söylenmedi; iki insan bir süre yan yana yürüdü ve mesele kendiliğinden anlaşıldı.

Ama şunu biliyoruz:

Bir zamanlar Türkçede “biriyle çıkmak” diye bir şey yoktu.

Sonra şehir değişti.

Gençlik değişti.

İlişkiler değişti.

Ve dil, bütün bunlara iki kelimelik küçük bir isim buldu:

Biz çıkıyoruz.

Bugün kulağa biraz eski moda geliyor.

Belki bu yüzden de güzel.

HİKÂYE BİTTİ.
Merak devam.
Ada Erten
Ada Erten

Hayatın içinden, kültürün peşinden.